RSS


Sunday, April 20, 2014




          

Lösemi Kan Kanseri

losemi kan kanseri 300x200 Lösemi Kan Kanseri

kan kanseri, lösemi, lenf bezleri, lösemi belirtileri, lösemi tedavisi, kanser türleri

Lösemi Kan Kanseri

Bir hastalık grubu olarak adlandırılan löseminin diğer adı kan kanseridir. Çünkü bu hastalıklar, vücuttaki tüm büyük kemiklerin iç kısmını döşeyen ve kan yapımını sağlayan kemik iliğinde gelişir.

Diğer kanser türleriyle benzer özellikler gösterirler. Lösemi bir hastalık grubu olduğundan birçok farklı tipi vardır. Fakat bütün lösemilerin ortak özelliği, vücudu mikroplara karşı savunan lökositlerin (akyuvarlar) kontrol edilemeyecek düzeyde çoğalmasıdır. Lökositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu bunlar vücudu savunarnayacak hale gelerek eritrosit (alyuvar) ve trombosıt gibi diğer kan hücrelerınm gorevini aksatmasına yol açarlar.

Normalde 1 mm3 kanda 5 milyon eritrosit ve 4 bin ile 11 bin arasmda lökosit bulunur. Lösemide ise lökosit sayısı 1 mm3 kanda 1 milyona kadar çıkabilir. Löseminin nedenleri arasında bazı faktörler gösterilse de henüz tam olarak nedeni bilinmemektedir.

Tek yumurta ikizlerinde, Down senromlularda, fanconi anemisi olanlarda görülmesi, hastalıkta genetik faktörlerin ve kromozom anormalliklerin rol oynadığmı göstermektedir. Ayrıca iyonize radyasyona, benzen ve alkilleyici ajanlar gibi kimyasal maddelere maruz kalanlarda görülme riski artmıştır.

Farelerde virüsler tespit edilmiştir fakat insanlardaki lösemilerde virüslerin yeri tespit edilememiştir. Ozellikle kronik lenfositik lösemide ırk faktörünün önemli olduğu saptanmıştır. Bu tür lösemi beyaz ırkta fazla, sarı ırkta az görülmektedir. Löseminin tiplerine baktığımızda ise; Hangi akyuvar türü aşırı miktarda çoğalıyor ve kanserleşme gösteriyorsa, hastalık o akyuvar adıyla tammlanır.

Mesela, lenfosit (ya da lenfositik) lösemisi, akyuvarm bir çeşidi olan lenf sistemindeki lenf hücrelerini etkiler. Diğer tip ise myeloid lösemi denen, myeloblastların (olgunlaşmamış kan hücreleri) aşırı çoğalmasıdır.

Akut Lenfositik Lösemi: (ALL) Lenfosit, lenfoblast olarak adlandırılan olgunlaşmanuş kan hücrelerinin dönüşümü ile oluşur. Lenfoblastlar bu kanser türünde çok fazla artmıştır. Bunlar, lenf düğümlerinde birikir ve şişliğe yol açar. Akut lenfositik lösemi, çocukluk çağmda en sık görülen lösemidir.

Akut Myeloid Lösemi: (AML) Olgunlaşmamış kan hücresi olan myeloblastlarm aşırı çoğalması ile karakterizedir. Bu hücrelerin kemik iliğinde çoğalması sonucu kan hücreleri üretilemez ya da az üretilir. Bu hücreler üretilmezse enfeksiyonlar artar, kansızlık gelişir.

Kronik Lenfositik Lösemi: (KLL) Olgun lenfositler gibi görünmelerine rağmen, vücudu savunmaktan acizdirler. Bu hücreler, kemik iliğinde çok fazla üretilir. Fakat koruyucu rolleri yoktur. Erişkinlerde görülür, yavaş yavaş gelişir ve ilerler. Hasta yıllarca yaşayabilir. 50’li yaşlardan sonra görülme sıklığı artar. Bu yaş grubunda en sık görülen lösemi türüdür. Hastalık yavaş seyreder.

Kronik Myeloid Lösemi: (KML) KLL gibi, olgun görünen fakat görevini gerçekleştiremeyen hücrelerin anormal artışı vardır. Bütün normal hücreler bitene kadar bu hücre artışı sürer. Erişkin çağındaki lösemilerin %25-60’ını oluşturur. En çok 25-60 yaş aralığmda gorulur. Erkeklerde daha sık görülür.

Akut lenfositik lösemide; çabuk yorulma, kanamalar, halsizlik, kilo kaybı, kemik ağrısı, eklem şişliği yakmrnaları vardır. Yapılan fizik muayene sırasmda leııf bezleri, karaciğer ve dalak büyümüştür. Eğer enfeksiyon varsa titreme, ateş ve terleme eşlik eder. Bu belirtiler bütün lösemi türlerinde görülür. Sinir sisteminde tutulum varsa kafa içi basmcı artmıştır.

Akut myeloid lösemide de aynı belirtiler görülür. Fakat lenf bezlerinde büyüme daha azdır. Diş eti kanamaları sık görülür. Tipik kronik lenfositik lösemide; lenf bezlerinde belirgin büyüme sözkonusudur. Bakteriyel enfeksiyonlar sık görülür. Kronik myeloid lösemili hastalar doktora başvurduğunda genelde son 2-6 ay içinde bulgularda artma olduğu saptanır.

Lösemi tedavisindeki amaç, kandaki akyuvarlarm sayısını azaltmaktır. Bunun için cerrahi uygulanamayacağından, tedavinin temeli kanser ilaçlarının kullammıdır. Tedavi ile kanser hücreleri azaltılır. Bu tedavi, ışm tedavisi (radyoterapi) ile birlikte uygulanır.

Hücreleri öldürmek ve çoğalmasmı durdurmak için hastalıklı dokulara belli miktarlarda X ışmiarı uygulanır. tlacm miktarının muntazam olması, lösemi tipine uygun ilaç seçimi, tedavi süresınm doğru ayarlanması ıyıleşmeyı arttırır. Oldukça yoğun tedavi uygulandığmdan hasta çok sarsılır.

Eğer tedavi sonrası hastalik tekrarlarsa, tedavi tekrarlanır. Lösemili hastalarda görülen bulantı, kusma, saç dökülmesi ve enfeksiyonlara eğilimin artması kemoterapinin yan etkileridir.

Kemoterapi sonrası kemik iliği nakliyle tamamen iyileşme ihtimali oldukça yüksektir. Kemik iliği nakli ölümcül ve akut lösemi tiplerme uygulanır. İlaç tedavisi yeterli olmadığmda da kemik iliği nakli yapılabilir.

Lösemi Kan Kanseri

Migren nedir? migrene ne iyi gelir?

migren1 200x300 Migren nedir? migrene ne iyi gelir?

migren nedir, migren tedavisi

Migren

Bugün sizlere migren nedir migrene neler iyi gelir, neden oluşur bu konular hakkında bilgi vereceğim. Ani ataklar şeklinde ortaya çıkan kafanın tek tarafına yerleşen zorlayıcı bir baş ağırısı şeklidir.

Ataklar 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir bu atak esnasında bulantı kusma normal ışık ve sesten rahatsız olma gibi şikayetler ortaya çıkar nedeni tam olarak bilinememektedir beyin kan damarları ve sinir iletimindeki kimyasal madde değişikliği sonucunda ortaya çıktığı düşünülüyor.

Anne ve babasında migren olan birinin migrene yakalnma ihtimali %40 dır kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha fazla görülür.

Toplumda en yüksek oranda görülen iki farklı tipi vardır;

Basit Migren:  Hastaların%75 inde görülür. Aurasız (öncü belirtilerin olmadığı) migren atakları vardır. Adi migren de denir. Sıklıkla bayanlarda görülür.

Tek ya da çift taraflı baş ağrısı görülür. Kusma nadirdir.

Klasik Migren: Auralı (öncü belirtilerin olduğu) migren atakları görülür. Hastaların %10’unu oluşturur. Çocuklukta, ergenlikte başlar. İlk atak 40 yaşmdan sonra gelir. 2-6 saat kadar sürer. Kişinin görme alanında boşluk vardır. Hasta boşluk olan yeri göremez. Başın tek tarafı ağrır.

Bulantıyla birlikte kusma buna eşlik eder.

Temel olarak beş evreye ayrılabilir;

Uyarıcı Belirtiler: Yorgunluk, ışıktan ve sesten rahatsız olma, kaslarda ağrı, mide bulantısı, kabızlık, ishal, susuzluk, idrara sık çıkma, huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir.

Aura Dönemi: Migren ağrısından ortalama 20 dakika kadar önce görülen dönemdir. Tek taraflı görme kaybı, kör nokta, ışınsal tarzda renkli titrek çizgiler, ışık çakması, kolda ve bacakta karmcalanma ve uyuşma hissi olabilir.

Aura migren habercisi olarak kabul edilmektedir. Baş Ağrısı Dönemi: 72 saate kadar sürebilen bir dönemdir. Başın tek tarafında zonkiayıcı bir ağrı vardır. Bazen başın iki tarafı da tutabilir. Hareket ederken ağrı artar.

Bununla birlikte bulantı, kusma, ışık ve gürültüden rahatsız olma gibi durumlar mevcuttur. Bir hasta bu dönemi şöyle özetlemektedir; “Kafam zonkluyor, beynim patlayacak gibi oluyor. Normal ışık bile beni rahatsız ediyor. Kafamın yerinden fırlayacağmı düşünüyorum. Midem bulanıyor. Huzursuz biri oluyorum. Atak başladığı sırada üşüyorum.”

Ağrının Geçiş Dönemi: Ağnın geçmesi için uyumaya çalışmak biraz rahatlamayı sağlar. Ama ağrının geçmesi için yapılması gerekenler ki şiden kişiye değişebilir. Çocuklarda kusma çok faydalı olabilir.

Kimisi için de mutlaka ilaç tedavisi gerekir. Bazı hastalar ise atağm geçmesini bekler, çünkü hastalar bazen başka bir şeyin işe yaramadığım söylemektedirler.

İyileşme Dönemi: Atak geçtikten sonra, daha doğrusu baş ağrısı geçince, bir gün boyunca kendini çok yorgun hissetme gorülür. Çok yorucu bır işten çıkmış gibi olunur. Bazı hastalar ise baş ağrısmdan sonra kendilerini gayet enerjik hissettiklerini söylemektedirler.

Ataklarının sıklığma baktığımızda ise; bunun değişken bir durum olduğunu görürüz. Kişiden kişiye değiştiği gibi kişinin atak zamam da değişken olabilir. Ayda 1-2 kez ya da haftada bir atak geçirilebilir.

Ayrıca ataktan sonra uzun bir süre atak gelmeyebilir. Ama kesin olan bir şey var ki her gün migren atağı gelmez.

Tedaviye iki şekilde yaklaşım mümkündür.

1-Migren Ağnsını Durduran Tedavi; Oral, dilaltı ve fitil şekilleri bulunan ergotamin ve dihidroergotamin (dhe) kullanımı şekimdedır. Gebe kalmak isteyen kadınlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar, sepsisteki, böbrek-karaciğer yetersizliği bulunanlar ve koroner, serebral veya periferik damar hastalıklan bulunanlarda bu yöntemden kaçmmak gerekir.

Zaman zaman aspirin veya nonsteroid anti-infiamatuvar ilaçlar (NSAID’ler) da migreni durdurabilir. Belirtileri rahatlatmak için anaijezikler de kullanilabiur. Bir serotinin agonisti olan sumatriptan da migren tedavisinde etkili bir ajandır.

2- Önlemeye Yönelik Tedavi; Öncelikle baş ağrısını uyaran durumlara karşı hastanın davranışlannda değişiklikler yapma şeklinde belirtilebiir. İlaçla tedavisinde ise; beta-biokerler, trisiklik antidepresanlar, kalsiyum kanal blokerleri, NSAID’ler veya valproik asit, migreni önlemede kullanılabilmektedir.

Afrikada Migren Tedavisi

 

Mitral kapak darlığı

Mitral Kapak Darlığı

MİTRAL STENOZ (DARLIK):

Mitral kapak, sol atriumu (kulakçığı) sol ventrikülle (karıncıkla) birleştirir ve oksijen açısmdan zengin kanın akciğerlerden kanm vücudun tüm diğer bölümlerine pompalandığı yer olan sol ventriküle (karmcığa) geçmesine olanak sağlar.

Mitral stenoz; kapakçığm sertleşmesini ve mitral kapak açıklığmın (ağzının) daralmasını içerir.

Mitral stenozun en yaygm nedeni; sonuçta Sol ventrikülün (kanncığın) genişlemesine kanın akciğerlere geri dolmasına neden olan ateşli romatizmadır. Mitral stenoz yavaşça gelişir ve yıllarca herhangi bir belirtiye neden olmayabilir.

140 150x150  Mitral kapak darlığıMitral kapak darlığının en açık belirtisi solunum güçlüğü ve çabuk yorulmadır. Bu yakınmalara çoğu kez çarpıntı da eşlik eder. Aşırı egzersiz sonucu olabildiği gibi ağır vakalarda dinlenme sırasında bile bu yakınmalar olabilir.

Soluk kesilmesinin nedeni, kapakçığın işlev yapamaması ve akciğerden gelen kanın geriye kaçması nedeniyle oluşan akciğerdeki basınç artışıdır. Burun, dudak ve yanaklar hafif morumsudur. Kol ve bacaklar da soğuk ve morumsudur.

Belirtilerin şiddetlenmesi ve yaşamı tehdit etmesi durumunda, açık kalp ameliyatıyla zarar gören kapak değiştirilir. Ameliyat karan belirtilerin şiddetme ve özel bir röntgen yöntemi olan kalp kateterizasyonu (kalp boşluklarmdaki kan basıncmm damarlardan uzatılan bir tüple incelenmesi) sonuçlarma göre verilir.

Mitral Valv Prolapsusu (MİTRAL KAPAK SARKMASI)

MİTRAL VALV PROLAPSUSU (MİTRAL KAPAK SARKMASI):

Mitral kapak, kalbin sol atriumu (kulakçık) ile sol ventrikülü (karmcık) arasmda bulunur.

Normalde sol ventrikül (karmcık) kasılıp içindeki kanı aorta atarken mitral kapak kapanıp kanın sol atriuma (kulakçık) geri kaçmasını önler. Mitral kapak 2 yaprakçıktan oluşmuştur. Prolapsus sarkma anlamındadır.

Mitral vaiv prolapsusu (MVP) ise, mitral kapağın iki yaprakçığmdan birinin veya her ikisinin normalden daha kalın, gevşek ve yumuşak olması durumudur. Bazı hastalarda ise kapağm düz durmasını sağlayan iplikçikler (kordalar) normalden uzun olabilir.

140 150x150 Mitral Valv Prolapsusu (MİTRAL KAPAK SARKMASI)

Mitral kapak sarkması

Bu nedenlerle mitral kapak, kalbin kasılması sırasında sol kulakçığa doğru sarkar. Bazen de bu sarkma nedeniyle kapak tam kapanamaz ve sol kulakçığa doğru kamn geri kaçmasına sebep olur.

Toplumdaki sıklığı, çoğu 20-40 yaş arası genç kadınlarda olmak üzere %5 oranında bulunur. Prolapsus saptanan hastalarm ailelerinde ve ya- km akrabalarında da bu hastalığın bulunma olasılığı % 30’dur.

Belirtileri:

Hastaların çoğu bir belirti göstermez. Birçoğu tesadüfi muayene sırasında ortaya çıkar.

Ekokardiografik tetkikin yaygınlaşması bu lezyonun daha kolay teşhisine neden olmuştur. Klinik belirtiler değişik olabilir. Hastalarda atipik göğüs ağrısı, çarpmtı, fenalık hissi, yorgunluk, halsizlik, eforla ilgili olmayan nefes darlığı gibi şikyet1er olabilir.

 Tedavi:

Mitral kapak prolapsusunda şikayeti ve yetmezliği olmayan olgularda tedaviye gerek yoktur. Mitral yetmezliği olan olgularda enfektif endokardit profilaksisi (önleme tedavisi) ve kapak yetmezliğindeki gibi tedavi uygulanır.

Aritmisi olanlarda öncelikle betablokerler, yeterli olmadığı olgularda da uygun antiaritmikler verilir.

 
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.