RSS


Thursday, April 24, 2014




250x250            250x250

Behçet Sendromu & Behçet Hastalığı

Posted by admin on 02 Kasım 2012

BEHÇET HASTALIĞI:
Behçet sendromu ya da Behçet hastalığı (BS), tekrarlayan oral (ağız) ve genital (cinsel organlar) ülserlerle, göz, deri, eklem, damar ve sinir sistemi tutulumuyla seyreden, nedeni bilinmeyen bır vaskülıttir. (Damar iltihabı) 1937 yılında bir Türk doktoru olan Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafmdan tammiannuştır. En çok Japonya, Türkiye ve İsrail’de, çok seyrek olarak da ABD’de görülür. Hastalığm nedenleri bilinmemektedir. Gelişiminde genetik yatkınlık rol oynayabilir. Herhangi bir tetikleyici neden yoktur.

BELİRTİLER:Hastalığm temel belirti ve bulguları şöyledir:
Ağızda tekrarlayan aftlar (ülserler), genital bölgelerde (cinsel organ çevresinde) yara bırakan ağrılı ülserler, gözde üveıt (gozun ıçyapılarında ıltıhap). Bunlara ilave olarak; eklem iltihapları (artrit), damar iltihapları (vaskülıt), anevrizmalar ve pıhtılaşma eğılımı sayılabilir.
BEHÇET HASTALIĞI Tedavisi:
Behçet hastalığının kesin tedavisi yoktur. Çünkü söz konusu yaygın infiamasyona neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Fakat kolşisin, kortikosteroid ve imıTıüfl süpresör ilaçlarla mevcut iltihabm ilerlemesi durdurulabi ur. Ayrıca ağızdaki ve genital bölgelerdeki yaralara kolşisin iyi gelmektedir. Behçet hastalığının neden olabileceği sorunlarm takibi şarttır.

 

Arpacık Nedir? Neden Çıkar? Arpacık Tedavisi

Posted by admin on 01 Kasım 2012

ARPACIK:

Sık karşılaşılan bir sorundur. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağmm dı
şında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar. Gözkapağınin içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir ve gözkapağımn arka yüzüne açılıriar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur. Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunlarm etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığımn bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığm sıx goruımesine neden olur.

BELİRTİLERİ:
Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşmma ve batma hissi başlar ve bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde görünür, sonra şişerek belirgin kırmızı bir pustuı (içi ırm dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanmır. Ama içpacığm görülmesi için gözkapağmı dışa doğruvirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden, iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrilıdır. Arpacıkla birlikte gözkapağmdaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır.

ARPACIK TEDAVİSİ:
Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül (ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabm boşalmasını sağlamaktır. İç arpacığm tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama ka1m gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun ustesınden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak
geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağınin altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişi-mle çıkanlabilir. Lokal anestezi al tmda gözkapaği dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

 

Gelen Aramalar:arpacık kremi

Egzama Nedir? Egzama Tedavisi?

Posted by admin on 31 Ekim 2012

EGZAMA

Dermatit olarak da bilinen egzamanın başlıca özellikleri deride kızarıkiik (eritem), içi sıvı dolu keseciklerin oluşması, pullanma, kalınlaşma ve sertleşmedir (likenleşme). Bunlar ÇOğU olgud.a birbirini izleyen aşamalar olarak ortaya çıkar. Bunlarla birlikte çok şiddetli de olabilen kaşıntı görülür. Egzama büyük ölçüde alerjik nedenlere bağlıdır.
EGZAMA TİPLERİ
Egzama akut ya da kronik olabilir. Klasik kabul edilen akut biçiminde deride kızanklık, içi sıvı dolu keseciklerin oluşması ve bu keseciklerin patlamasıyla deride sulanma (eksüdasyon) görülür. Kronik biçiminin başlıca özelliği ise derinin kalınlaşıp sertleşmesidir. Derinin kalınlaşması iltihabın ve kaşınmanın uzun sürmesinin sonucudur. Egzamaların yüzde 70’i yabancı maddelerle temasa bağlıdır (temas dermatiti); yüzde 16’sı ise atopik dermatit adıyla anılan alerjik deri hastalığıdır. Atopik dermatit hastalığa yatkınlığın (diyatez) çok taıla olduğu küçük ve genç yaşlarda başlar. Vücudun belirli hastalıklara yatkın olması durumuna diyatez denir (örneğin eklem iltihabı diyatezi olaıı kişi eklem hastalıklarına, kanda ürik asit diyatezi olaıı kişi de gut hastalığına kolay yakalanır). Egıaına olgularıııııı yüz- dc K’i derideki yağ bezlerinin aşırı yağ salgılaınasına bağlıdır (seboreik derınatit) VC daha çok yeııidoğaoda kabuklaııına hiçiıniııde goıüiüı. Katan yüıdc 6’sını da terleme bo/ukluğuna dishıl rol) bağlı egzanıalaı oluşturur.

NEDENLERİ
Çeşitli egzama tipleri arasında yalnızca temas dermatitinin kesin nedeni bilinir.
Belirli bir maddeyle art arda temas sonucunda gelişen aşın duyarlılık aynı maddeyle yeniden karşılaşıldığında egzama belirtilerine yol açar. Belirtiler yabancı maddenin değdiği vücut bölgesinde ortaya çıkar, ama çevreye de yayılabilir. Çeşitli maddeler temas dermati.: . yol açabilir. Sanayileşmenin art-
ması ve yapay reçine. gübre gibi yeni malzemelerin kullanıma girmesiyle egzama etkenlerinin sayısı da artmaktadır. Bu maddelerin alerji ıma tehlikesi yüksektir ve egzama tıpta meslek hastahıklan incelemelerinin önemli bir konusunu oluşturur. Bazen hastada birden çok maddeye karşı alerji görül r Bu
durumun çapraz duyarlılık ya da grup duyarlılığı adı verilen biçiminde alerji etkeni değişik maddelerin molekül yapısında bulunan bir kimyasal gruptur; örneğin hasta saç boyalannda kullanılan parafenilendiamin gibi “para” grubundan bütün ilaçlara alerji geliştirebiur. Birden çok maddeye karşı aşın duyarlılık, bu maddelerin arasında kimyasal bir benzerlik olmadan da gelışebılır. Bu durum genellikle kronik ya da yineleyici egzama olgulannda görülür.
Dinitroklorobenzol gibi egzama yapabilen maddelerle temas etmiş kişilerin buyuk bolumunde hastalıga rastlanmaktadır. Yapısal etkenlerin fazla önemli olmadığı bu olgularda, hastalığın alerji gelişmesine bağlı olarak değil, daha çok doğrudan bu maddeyle temas sonucu oluştuğu düşünülür. Madde deriyi hemen ve doğrudan etkilemekte, hastalık tablosu alerji kökenli egzamaya özgü üç evre görülmeden hemen ortaya çıkmaktadır. Alerji kökenli egzamada 1) alerji yapıcı maddenin etkisinde kalma, 2) aşın duyarlılık geliştiren vücudun maddeye karşı antikor üretmesi (kuluçka dönemi) ve 3) maddeyle yeniden temas sonucu deride egzama lezyonunun ortaya çıkması olmak üzere üç evre vardır. Ev kadınlarında sık görülen deterjan egzaması ise suda yumuşamış deriden kolayca emilen deterjan ya da sabunlann doğrudan etkisine bağlıdır.

YATKINLIK
Bazı insanlar egzarnaya orıaiamadan daha fazla eğilimlidir. Bunlar genellikle sarışın, derileri ince ve daha duyarlı olan kişilerdiı. Temas dermatitlerinin büyük bölümünde alerjik bir sürecin varlığı kesindir. Atopik dermatitte de alerji yapıcı maddelerin etkisinde kalmak büyük önem taşır, ama temas dermatitinde olduğu kadar belirleyici değildir, çünkü yapısal etkenlerin, otonom sinir sisteminin, beslenme, sindirim gibi işlevlerin de rolü önemlidir. Bu olgularda alerji yapıcı madde deriye doğrudan değmemiş, ağızdan ya da solunum yolundan da alınmış olabilir; maddenin vücuda giriş yolunu kesin olarak saptamak bazen çok güçtür.
Alerjik sürecin üç evresine daha önce değinmiştik. Organizmanın savunma sistemi nin ürettiği amikorlar genellikle
kan dolaşımında bulunur. Egzamada bu antikorlann varlığını saptamaya yönelik kan testleri sürekli olumsuz sonuç venr. 0 zaman antıkorlar nerededır? Son araştırmalar antikorlann lenf bezlerinde lenfositler tarafından üretildiğini ve gene lenfositler tarafından deriye taşındığını göstermiştir. Deriye ulaştıklannda alerjiye yol açan maddelerle birleşince bu antikorlar egzamamn bilinen
beiirtilerini ortaya çıkarır.
Yapısal egzamanın nedenleri daha da karmaşıktır. Hatta tam olarak bilinmeyen nedenlerle bağışıklık sisteminin savunma mekanizmaları çok yetersiz kalmış hastalara nasıl yaklaşılacağı henüz çözülmemiş bir sorundur. Hastada egzama ve ürtiker belirtileri dönüşümlu olarak bırbınnı izler; alerji yapıcı maddelerin saptanarak hastadan uzaklaştıniması da hastalığın gelişimini fazla etkilemez. Yapısal egzama en çok sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına bağlanır, ama bunların gerçek önemi henüz aydınlatılmış değildir.

BELİRTİLERİ
Egzamanın başlıca evreleri şunlardır:
Kızarıklık: Derideki damarLrın genişlemesine bağlıdır.
• Keseciklerin oluşması: genişleyen damarlardan sızan sıvı (serum) keseciklerin oluşmasına yoi açar.
• Eksüdasyofl: Keseciklerin Parçalanmasıyla içlerindeki sıvı dışanya SıZ (yaş egzama).
• Pullanma: Bir sonraki bu evreye “onarım” aşaması da denir, çünkü yeni bir deri katmanı oluşmaktadır.
• Kalınlaşma: Aşın uyarılmanm yol açtığı örselenme ve sürekli kaşınma deriyi kalmiaştırır. Aynca deri kurudur. Özellikle parmak aralan, el ayalan gibi kıvnm yerlerinde çatlak ve yankiar görülür
Değişik egzama tiplerinde değişik klinik tablolar ortaya çıkar, ama yukarıda değinilen evreler genel çizgileriyle bunların hepsinde bulunur. Egzamada zedelenmiş deri yüzeyi mikroplann enfeksiyon yapmasmı çok kolaylaştırır; örneğin impetigo denen bakteri enfeksiyonuna yol açabilir. Enfeksiyon bazen çok şiddetli olabilir ve önceden var olan egzamayı gizleyebiir. Egzamalllfl bütün vücut yüzeyine yayılması ise ender görülen bir durumdur. Eritroderm olarak da bilinen bu durum hasta içiil yaşamsal tehlike taşır.

ATOPİK DERMATİT
Egzamanın atopık dermatıt olarak bilinen tipinde iki aşamalı bir gelişme gözlenir. İlk aşama bebek . yaşını tamamlamadan önce ha’?lar iki yaşına doğru kendiliğinden eçer. İkinci aşama ise hemen hr zaman okul çağında ya da ergeııliğe doğru ortaya çıkar.
lemas dermatıtının nedeni hastanın sürekli ctkidc kaldığı alC[jı yapıcı maddeler yapay reçineler. yağlar. benzin. deterjanlar vh ir’ısında kolaylıkla saptanabilir. Oysa dt(pik dermatitte hastanın aşırı duyarlılık gtliştirdiği maddelerle karşılaşması belirleyici değildir. f-Iasmlığın oluşum sür’i daha karmaşıktır ve oluşumunda kişiye özgü yapısal bir etkenin de rolü vardır. Atopik dermatitli hastanın derisi her uyarana karşı aşırı duyarlıdır ve bu hirum belirli arnikorlan n ‘ art ığından kaynaklarıı r
Atopik dermatite yatkınlık ‘…Jnızca yapısal açıdan egzamaa eğiIınhi olmaktan değil. ıtım ve alerik nezle <örneğin am: nezlesi hastası ıaktan da ka\rıaklan,H!k : özgu tpısa1 etken hazer i üç ıJlğlfl avni anda
ya da art arda ortaya çıkmasına neden olur. Böylece “olağandışılık” ya da “tekuuk” anlamına gelen atopi gerçekleşir.
Deride ilk belirtiler doğumu izleyen altı hafta içinde ortaya çıkar. Bunlar daha çok bebeğin yüz ve yanaklanndadır. Kırmızı ve hafif kabank lekelerin yüzeyinde küçük kesecikler, çok ince yanklar vardır; bunlarm parçalanmasıyla beyaz bir sıvı akar; ardından da beyaz-san bir kabuk oluşur. Hastalığm saçlı deriye yayılmasınm tipik belirtisi saçlann birleşmesidir. Deride sulanma hafifse değişik boyutlarda ve kat kat aynian beyaz lekeler oluşur. Klinik tabloyu daha karmaşık hale getiren ikincil lezyonlara hemen her olguda rastlanır.
Egzamalı hastalarm büyük bölümü sürekli kaşınarak deri lezyonlannı kanatır. İrin yapıcı mikroplar bu ortamda kolayca irinleşebilen enfeksiyonlara yol açar.
Atopik dermatitte akut egzamanın iki tipik özelliği, yani kesecik oluşumu ve kızanidıldafla birlikte sürekli kaşıntı da bulunduğundan deride gerçek bir kalınlaşma ve sertleşme ortaya çıkar.
Önceleri yalnız yüzde görulen atopik dermatit, zamanla gövde, kol ve bacaklara, sonunda da bütün vücuda yayıur, Özellikle sütçocuklarında yeni deri beiıileri ortaya çıkmadan önce daya
bir kaşıntı başlar. Hasta sürekli kaşınır, kendini tırmalar ve lezyonları kanayan yaralara dönüştürür. Ama derideki bütün bu sorunlara karşın, sütçocuğunun genel durumu iyidir. Hastalık özellikle kilosu ve gelişmesi ortalamanın üstünde olan bebeklerde görülür. Genellikle iki yaşına doğru kendiliğinden iyileşir; bazen de ergenlik dönemine değin sürer.
Kısa ya da uzun bir iyilik döneminden, genellikle yıllar süren bir sessizlik- ten sonra atopik dermatit, özellikleri değişmiş olarak vücudun her iki yanında büyük eklemler çevresinde ortaya çıkar. Dizlerin arkası, dirsek kıvnmlan ve yüzde özellikle dudak çevresi en sık yerleştiği bölgelerdir.
Klinik tablonun en belirgin özelliği derideki leke halinde kalınlaşmalardır. Kalınlaşıp sertleşen derinin çizgileri belirgin biçimde artrmştır. Kaşıntı çiziklerinde mikroplann yol açtığı enfeksiyonlar hastalığı daha da karmaşıldaŞtiflr; deride sulanma ve irinli sivilceler belirir. Bu aşamanın en önemli belirtisi şiddetli kaşıntıdır.
ya da yıllar süren iyilik dönemlerinin arasında çok çeşitli nedenlere bağlı olabilen alevlenme dönemleri yer alır. Sindirim sistemi bozukluklan, yanlış beslenme, sinirsel etkenler, heyecan, bazı hormon düzensizlikleri (ergenlik, gebelik, menopoz vb) alevlenmeye neden olabilir. Bazen kişiye özgü mevsimsel (kış ya da bahar aylarında) alevlenme dönemleri de saptanabilir.
Hastalığın yol açtığı ikincil sorunlann başında atopik sendrom gelir. Hastalarm yüzde 16-50’sinde astım, yüzde 10-20 sınde saman nezlesı gelişir. Konjunktivit gibi öbür alerjik sendromlara ise çok daha az rastlanır.
Hastalığın nedeninin ve nasıl etkinleştiğinin belirsizliği, aynca şiddetlenme dönemlerini önceden kestirmenin olanaksızlığı, tedaviyi güçleştirir. Bebeklik çağındaki eksüdalı atopik dermatitlerin temel tedavi aracı kortizonlu ilaçlardır; bunlarla birlikte kullanılan antibiyotikli kremler özellikle mikroplara bağlı ikincil enfeksiyonlarda yararlıdır. Dennin kalınlaştığı evrede ihtiyol ve katranlı pomatlar kullanılır. Antıhıstaminik pomatlar genellikle yararsız, hatta zararlıdır.
Genel tedavide kaşıntı önleyici ilaçlardan yararlanılır. Hastalığa doğrudan
yol açmamakla birlikte alerji yapıcı maddelerle ilişkiden kaçınılmalıdır. Tedavi süreklilik ve dikkat gerektirir. Hastalığın yeniden alevlenme belirtileri ortaya çıktığında hemen tedavi önlemleri alınmalıdır. Çocuk hastalann tedavisinde anne babaların dikkati lezyonlann yayılmasım önlemek açısından çok önemlidir. Çocuğun kaşınmasım önlemek zordur, ama sabır ve anlayışla başanlabilir. Otoriter davranmak ise ters tepki dogurabılır.
Çoğu kez basit bir ildim değişikliğinden sonra çocukta belirgin bir düzelme ya da iyileşme görülür. Çocuğun kırlara ya denize götürülmesi genellikle kendılıgmden ıyıleşmeye yol açar.

TEMAS DERMATİTİ
Meslek egzaıııalan, temas dermatiti ya da egzaması başlığı altında toplanan deri hastalıkları arasında önemli bir grup oluşturur.
Meslek dermatitleri çalışma yaşamında kullanılan bazı maddelerin etkisiyle ortaya çıkan hastalıklardır. Koniyucu önlemlerin ilerlemesine karşın, son kırk yıl içinde bunların sayısı sürekli artmaktadır. Bu artışın nedenlerini anlamak güç değildir. Sanayileşme tarım ağırlıklı bölgelerde bile çok sayıda işçiyi deriye zarar veren maddelerle karşı karşıya getirmiştir. Deride yalmzca aşırı duyarlılık geliştirmekle kalmayıp, doğrudan zarara da yol açtığı kanıtlanan reçineler gibi yeni kimyasal ürünlerin kullanımı bu açıdan çok önemlidir. Sorunun geçici olmadığı da artık açıkça görülmektedir, çünkü sürekli yeni kimyasal maddeler geliştirilmekte ve bunlann kullanımı yayılmaktadır. Bu durumda meslek egzamalannm artması da kaçmılmaz gibidir.
San’ayi işçilerinin yaklaşık yüzde l’inde egzama olduğu söylenebilir. Bütün meslek hastalıklarınm yüzde 50- 80’ini egzama olguları oluşturur, bunlann çoğu da uzun sürelidir. Bu meslek hastalığma en fazla tutulanlar duvar ve beton işçileridir. Onların ardmdan boyacılar, plastik işçileri, nikel-krom sanayisi çalışanları ve taş baskı ustaları gelir. Hastalığa erkeklerde daha sık rastlanınaktadır, ama bunun nedeni bu tür işlerde çalışan kadm sayısmın daha az olmasıdır.
Temelde dış etkenlerden kaynaklan dığı kabul edilen meslek egzamalaıında, duyarlılık geliştiren madde doğrudan sağlıklı deriyi ya da daha sık olarak, çeşitli nedenlerle yaralanmış deri yüzeymi etkiler. Hastalığın değerlendirılmesınde, duyarlılık gelıştıncı etkenlerin yanında, duyarlılığa yatkınlık yaratan koşullar da göz önüne alınmalıdır. Aşırı duyarlılığa yatkınlık yaratan etkenlerin başında derinin bütünlüğünü ve savunma mekanizmalarını bozan fiziksel ya da kimyasal uyarılar, küçük yaralanmalar, ışınım yayan maddeler, oksitleyici bileşikler ve benzin, petrol, aseton, deterjan gibi yağ çözücüler gelir. Bu maddelerin yatkınlık yarattığı deri üzerinde egzama başlatıcı maddeler kolayca etki gösterebilir.
Hastanın kişisel yapısı her hastalıkta olduğu gibi egzamada da hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştırdığından çok önemlidir. Üstderinin (epidermis) en dış katmanı çok değerli bir savunma öğesidir. Derisi ince ve duyarlı kişilerde bu katman daha incedir; dolayısıyla örneğin sarışın insanlar egzamaya daha kolay yakalamriar. Onemli bir savunma aracı da ter ve yağ salgısıdır. Bu sistemlerden herhangi birinin zayıflaması, hazırlayıcı ve duyarlılık başlatıcı etkenlerin işini kolaylaştırır.
Kişide duyarlılık geliştirebilen yabancı madde (antijen) deriye girdiğinde vücut ona karşı antikor üretir ve vücut daha sonra bu antijenle yeniden karşılaştığında egzama belirtileri ortaya çıkar duyailılık edinme sürecinin
bir başka örneği de çapraz duyarlılıktır. Bu örnekte hastada birincil olarak ya da metabolik değişiklikler sonucunda benzer kimyasal yapıda birden fazla maddeye karşı duyarlılık gelişir. Bazen de insan benzer yapıda olmayan birden çok maddeye karşı duyarlılaşır. Aralannda benzerlik olmayan alerji yapıcı mikrobik ya da kimyasal maddelere karşı deride egzama tepkisi ortaya çıkar, ama bu kez deri bu maddelere karşı ayn ayrı tepki göstermektedir.
Temas dermatitinin değişik aşamalan vardır:
• Çevresinde şişlik görülen basit bir kizarıklığın ortaya çıkması,
• keseciklerin oluşması,
• keseciklerin parçalanması,
• sulanma (serumlu eksüdasyon),
• aşınma oluşumu.
Serum sızması olmayan kuru olgularda keseciklerin oluşma evresi daha
belirsizdir ve deride pullanmayla birlikte görülür. Şiddetli kaşıntı vardır. Ellerin ve ön kolların üst tarafında başlar; daha sonra yüze, bacaklara ve cinsel organlar çevresine yayılır.
Çalışma ortammdan ve özellikle duyarlılık gelişmiş olan maddeden uzak durulması iyileşmeyi hızlandırır. Ama hastalık kolayca yineleyebilir; hatta uzun aralardan sonra bile duyarlı olunan maddeyle her karşılaşıldığında alevlenebilir. Mikroplara bağlı enfeksiyonlar sık, buna karşılık hastalığm bütün vücuda yayılması seyrek görülür. Tam için deri testleri yapılır. Duyarlığa neden olduğundan kuşkulamlan maddenin emdirildiği bir gazlı bez parçası sağlam deriye konur ve üstü bir yakı ile örtülür. Deri 24 48 saat sonra kontrol edilir; uygulama alanmda kızarıklık, kesecik ya da serum sızması varsa test sonucu olumludur.
Yerel tedavinin amacı iltihap ve serum sızmasını ortadan kaldırmak, derideki enfeksiyonlan önlemek ve yanma duygusuyla kaşmtıyı gidermektir. Genel tedavi hastanın yapısal özelliklerini de dikkate alarak vitamin ve antialerjik ilaçların verilmesiyle uygulanır. Egzamanın sık görülmesi ve önemli toplumsal zararlara yoi açması çalışma ortamıyla, yapılan işle ve kişiyle ilgili bir dizi koruyucu önlemi gündeme getirmiştir. Çalışma ortamı havalandırma sistemleri ve nem gidericilerle olabildiğince zararsız hale getirilmelidir. Genel sağlık önlemleri zararlı etkenleri deri yüzeyinden olabildiğince çabuk ama
deriyi tahriş etmeden uzaklaştırmaya yarayan duş, lavabo gibi donanımlar
nmsıdan oluşur. Kişisel düzeydeki önlemler arasında ise her türlü koruyucu araç (eldiyen, önlük, maske vb) yer alır. Egzamanın yinelemesi durumunda hastalığın kronikleşmesini önlemek için hastanın iş değiştirmesi önerilir.

SEBOREİK DERMATITİ
Seboreik dermatit erişkinlerde en çok yağ bezlerinin bol bulunduğu bölgelere yerleşir. Saçlı deri, göz çevresi, gözkapaklan, elmacık kemiği çevresi, kulaklar, göğüs kemiği bölgesi, sırtta iki kürek kemiği arası ve koltukaltı gibi deri- nin en çok yağlanan bölgelerinde görülür. Ilk belirti küçük, nokta biçiminde, pembemsi renkte ve san pullarla örtülü bir lezyondur. Lezyonun kenarları yayılarak kırmızı lekeler oluşturur. Lekeler yüzeyseldir ve ince bir toza dönüşen sanmsı renkte, yağlı pulları nedeniyle kolayca tamnır. Küçük lekeler birleşerek daha büyüklerini oluşturur ve bazen bütün sırtı kaplayabilir. Alında saçlı deri- nin bittiği çizgi üzerinde seboreik egzamamn yaptığı “seboreik taç” hastalığın tipik özelliğidir.
Seboreik dermatit tedavisinde asalaklara karşı da etki gösteren kükürt. kortizonlu ve antiseptik pomatlarla birlikte kullanılır. Antihistaminik ve kortizonlu ilaçlarla uygulanan genel teda\ hastalığın özel! kle il ti i ıaplı biçimlerihızla iyileştirir. Yapısal yatkınhığı gidermeye yönelik tedavi ise A vitamini ve kükürtlü ilaçlara dayanır.

Gelen Aramalar:memograf çekiminde beyaz noktalar nedir,yüzde dermatit

Vitiligo hastalığı ve tedavisi

Posted by admin on 07 Ağustos 2012

Derimizde pigment üreten, dolayısıyla derimize rengini veren melanosit hücreleri vardır. Çeşitli sebepler­den dolayı, bu melanositlerin hasar görmesi sonucu, pig­ment üretilemez. Pigment yetersizliği sonucu deride, da­ğınık ve yama şeklinde sınırları belli olan beyaz alanlar (leke) oluşur. Süt kadar belirgin bir beyazlıktır. Bu lekele­rin büyüklükleri değişiktir; nokta kadar ya da 2-3 madeni para büyüklüğünde olabilir.

Bu şekilde deride ortaya çıkan hastalığa vitiligo denir. Vücutta en çok etkilenen yerler el, kol, bacak ve yüzdür. Genital bölgede de görülebilir. Gö­rülme sıklığı %1-2′dir. Görülme sıklığında cinsiyete bağlı bir fark yoktur.

Hastalığın kendisi kalıtsal değildir ancak genetik yatkınlık söz konusudur. Hastaların yaklaşık % 3O7unun ailesinde vitiligo vakası vardır. Tiroit hastalıkları ile sık birliktelik gösterir. Doğumdan yaşlılığa dek her yaş­ta görülebilirse de en sık 10-30 yaşlan arasında görülür. Vitüigonun ortaya çıkış sebebi, deriye rengini veren mela­nosit hücrelerinin azalması sonucu pigment üretilememesidir.

Bu hücrelerin niçin azaldığı kesin olarak bilinmese de bazı teoriler üretilmiştir. Genlerde ortaya çıkan bazı bo­zukluklar, bağışıklık sisteminin bozulması sonucu vücu­dun melanositleri yıkması, bu hücrelerin kendi kendini yok etmesi gibi nedenlerden melanositlerin azaldığı düşü­nülmektedir. Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında ya da daha da şiddetlenmesinde etkili olan bazı faktörler vardır. Güneş yanması, stres, bazı hastalıklar ve çarpma gibi fak­törler bu hastalıkta etkin rol oynar. Bu arada genetik yat­kınlığı da unutmamak gerekir. Aile öyküsünde bu hastalı­ğın olması da bir risk faktörüdür.
 Vitiligonun belirtisi, deride yama şeklinde gö­rülen beyaz lekelerdir. Süt beyazı gibidir. Bazı olgularda, vücudun tamamı beyazlar. Bu beyaz alanlardaki kıllarda da beyazlaşma olabilir. Koyu tenli kişilerin rahatlıkla fark ettiği bu durum, açık tenlilerin de güneşte bronzlaşması sonucu dikkat çekecek düzeydedir. Hastalığın şiddeti ve seyri herkeste aynı değildir. Lekelerin olduğu yerde bazı esmerlikler olabilir. Bunun nedeni hala o bölgede bir mik­tar pigment olmasıdır. Vitiligolu kişilerde pigment kaybı, hastalık ortaya çıktıktan bir süre sonra durur. Yani pig­ment miktarı sabit kalır. Sonra tekrar pigment kaybı orta­ya çıkabilir ve bu şekilde devam eder. Hastalık ilerler ve hasta eski rengine kavuşamaz. Derinin renginin tamamen değişmesi yani vücudun tek renk olması hastalığın geçtiği anlamına gelmez. Vitiligo devam etmektedir.

Tüm hastalarda iyi sonuç veren tek bir tedavi yöntemi yoktur ve tedaviye yanıt çok değişkendir. Kortikosteroidler, PUVA, dar ve geniş band UVB ve multivitaminler tedavide kullanılmaktadır.

 
Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.